Otoklavın kalbi sudur. Cihaz suyu kaynatır, doymuş buhar üretir, o buhar da paketlerin içine işleyip mikrobu öldürür. Buharı üreten su temiz değilse, buhar da temiz olmaz. Usta dilinde söyleyelim, otoklav suyla çalışır ama her suyu sevmez. İster diş kliniğinde B tipi bir cihaz olsun, ister laboratuvarda masaüstü model, üreticinin ilk şartı aynıdır: besleme suyu saf olacak.
Musluk suyu Türkiye’nin büyük bölümünde serttir. İstanbul, Ankara, İzmir hattında kalsiyum ve magnezyum yükü yüksektir. Su 121 dereceye, 134 dereceye çıkınca bu mineraller çökelir. Rezistansın üstüne, kazanın dibine, buhar borularına ince bir kireç tabakası yapışır. İlk başta fark etmezsin, sonra cihaz daha geç ısınır, çevrim süresi uzar. O tabaka yorgan gibi ısıyı tutar, rezistans kendini yakmaya başlar. Sert suda bu birikim kaçınılmazdır, çünkü sıcak suda çözünürlük düşer ve tuzlar katılaşır.
Bir de klorür belası var. Musluk suyundaki klor, paslanmaz çeliğe bile nokta korozyonu yaptırır. Aletlerin üzerinde kahverengi pitting dediğimiz minik delikler görürsün. Bu, suyun sıcaklığı artınca, pH düşünce ve klorür yüzeye yapışınca olur. Kurutma yetersizse tuz kalıntısı kalır, bir sonraki çevrimde daha da derinleşir. Usta bilir, o lekeler bir kere oturdu mu polisajla bile zor çıkar.
Distile su nedir diye soran çok olur. En basit haliyle suyu kaynatıp buharını toplayıp tekrar sıvı hale getirmektir. Bu işlemde mineral, tuz, klor, bakteri geride kalır. Ortaya iletkenliği 5 µS/cm altında, neredeyse iyon içermeyen bir su çıkar. İşte otoklavın sevdiği su budur. Minerali olmadığı için kireç yapmaz, aletin içinde tortu bırakmaz. Deiyonize su da benzer iş görür, iyon değiştirici reçineden geçirilir. Üreticiler genelde distileyi birinci sıraya yazar, deiyonizeyi ikinci seçenek olarak kabul eder.
Neden bu kadar net konuşuyorum? Çünkü kılavuzlar açık. Tuttnauer gibi 70 yıllık üretici blogunda bile yazar, musluk suyu ile üretilen buhar düşük kalitelidir ve düzgün sterilizasyon için uygun değildir. Cevap nettir, hayır. Melag, W&H, Euronda hepsi aynı şeyi söyler. EN 13060 standardı da küçük buhar sterilizatörleri için besleme suyu kalitesini tanımlar, iletkenlik ve buharlaşma kalıntısı limitleri vardır. Konu doğrudan hasta güvenliğini etkilediği için üreticiler bu kadar kesin konuşur.
Kireç sadece rezistansı öldürmez. Seviye sensörünün tüpüne yapışır, sensör suyu var sanır ama yoktur, rezistans kuru çalışır. Ya da kopan kireç parçası jeneratör gövdesine düşer, kalsiyum köprüsü oluşturur, ısıtıcılar kısa devre yapar. Bu arızalar bir anda olmaz, aylarca birikir. Valf içindeki minik orifis tıkanır, vakum alamaz, paketler ıslak çıkar. Usta servise geldiğinde kazanın içi bembeyazdır, o beyazlık kireçtir.
Sterilizasyon kalitesi de suya bağlıdır. Kirli buhar aletin üstünde beyaz mat lekeler bırakır, aynalı yüzeyler solar. Daha kötüsü, suda bulunan bakteri kalıntıları buharla ölse bile endotoksin dediğimiz ısıya dayanıklı artıkları bırakabilir. Bu artıklar hücre kültürünü bozar, yarada enflamasyonu tetikler. Bu yüzden laboratuvar ve kliniklerde besleme suyunda bakteri ve endotoksin yükü düşük tutulmalıdır.
Distile veya deiyonize su kullandığında farkı gözle görürsün. Kazan içi yıllarca parlak kalır, ısıtıcılar temizdir, conta ömrü uzar. Çünkü saf su, iç bileşenlerde mineral birikimini ve korozyon riskini azaltır, bu da cihazın daha uzun ömürlü ve güvenilir çalışmasını sağlar. Ayrıca kireç olmadığı için ısı transferi düşmez, cihaz daha az enerji harcar, çevrim süreleri stabil kalır. Bu da her yükte tutarlı sonuç demektir, ki sterilizasyonda tutarlılık her şeydir.
Maliyet hesabını da usta gözüyle yapalım. 5 litre eczane tipi distile su bugün 30-50 lira arası. Ortalama bir B tipi otoklav haftada 10-15 litre tüketir. Aylık masrafın bir öğle yemeği parası. Musluk suyu kullanıp rezistans yaktırdığında, tek parça değişimi 15 bin lirayı geçer, vakum pompası, kart hasarı derken cihazın yarı fiyatı gider. Üstelik kullanım kılavuzunda “uygun olmayan su kullanımı” garanti dışı sayılır. Yani tasarruf değil, pahalı bir kumar.
Pratikte ne yapmak lazım? Suyu güvenilir yerden al, damacanayı ağzı kapalı serin yerde sakla, haftalarca bekletme. Her günün sonunda atık su tankını boşalt, bekleyen su yosun yapar. Depoyu haftada bir sadece distile suyla çalkala, içine asla çamaşır suyu, kireç sökücü, sirke dökme. Klor bazlı temizleyiciler paslanmaz kazanda kalıcı korozyon yapar, üreticiler kesinlikle yasaklıyor. Cihaz su uyarısı verirse, “biraz daha idare eder” deme, suyu değiştir.
Distile su otoklav için lüks değil, sigortadır. Usta bilir, su temizse cihaz sessiz çalışır, aletler pırıl pırıl çıkar, sterilizasyon kaydı sorunsuz geçer. Suyu değiştirmek, onarım çağırmaktan her zaman ucuzdur. Bu yüzden depoya musluk suyu koymadan önce bir düşün, o su yarın buhar olup senin en pahalı aletlerinin üstüne inecek.